1. Haberler
  2. İŞ DÜNYASINDAN
  3. KARBON TİCARETİ VE EMİSYON BORSASI TÜRKİYE’DE NASIL ŞEKİLLENECEK

KARBON TİCARETİ VE EMİSYON BORSASI TÜRKİYE’DE NASIL ŞEKİLLENECEK

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye, iklim kriziyle mücadele ve küresel ticarette rekabet gücünü koruma hedefi doğrultusunda karbon ticareti, emisyon borsası ve sürdürülebilirlik raporlaması alanında kritik bir dönüşüm sürecine giriyor. Business Channel Türk TV’de yayınlanan Perspektif programında makine mühendisi Eren Mörel, karbon düzenlemeleri, TSRS, ETS ve sınırda karbon mekanizmasının şirketler üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde değerlendirdi.

Programda aktarılan bilgilere göre Türkiye’de sürdürülebilirlik süreci yalnızca çevresel bir hassasiyet olarak değil, aynı zamanda finansal ve ticari bir zorunluluk olarak ele alınıyor. Avrupa Birliği’nin FIT for 55 hedefleri kapsamında hayata geçirdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, AB’ye ihracat yapan Türk şirketleri için doğrudan bir maliyet ve uyum süreci anlamına geliyor. Bu mekanizma, Avrupa’ya giren ürünlerin karbon ayak izine göre vergilendirilmesini öngörürken, Türkiye’deki üreticileri de emisyonlarını ölçmeye, raporlamaya ve azaltmaya zorluyor.

Bu noktada Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları yani TSRS öne çıkıyor. TSRS, Türkiye’nin iklim politikaları ve yeşil dönüşüm hedefleri doğrultusunda finansal raporlamanın ötesine geçen, çevresel, sosyal ve yönetişimsel alanları kapsayan zorunlu bir raporlama sistemi olarak tanımlanıyor. 2023 yılında gönüllü başlayan raporlama süreci, 2026 itibarıyla başta finans kuruluşları olmak üzere çimento, enerji, alüminyum ve gübre gibi yüksek emisyonlu sektörlerde zorunlu hale geliyor. Önümüzdeki yıllarda kapsamın KOBİ’lere kadar genişlemesi bekleniyor.

Programda dikkat çekilen bir diğer başlık ise Emisyon Ticaret Sistemi yani ETS oldu. ETS, sera gazı salımlarını tamamen sıfırlamanın mümkün olmadığı sektörlerde, şirketler arasında emisyon ticaretine imkân tanıyan yeni bir piyasa modeli olarak tanımlanıyor. Avrupa’da uzun süredir uygulanan bu sistemin Türkiye’de 2026 yılının ikinci yarısında pilot uygulamalarla devreye girmesi planlanıyor. ETS sayesinde belirlenen emisyon sınırlarının altında kalan şirketler, fazla emisyon hakkını aşan firmalara satabilecek; böylece karbon, finansal bir değer haline gelecek.

Eren Mörel’e göre bu süreç yalnızca çevresel bir yükümlülük değil, aynı zamanda şirketler için ciddi bir rekabet kriteri anlamına geliyor. Artık yatırımcılar ve finansal kuruluşlar, şirketlerin yalnızca bilançolarına değil; sürdürülebilirlik puanlarına, ESG performanslarına ve dijital dönüşüm olgunluk seviyelerine de bakıyor. Yanlış veya yanıltıcı çevreci söylemler olarak bilinen greenwashing uygulamalarının ise ağır yaptırımlarla karşılaşacağı vurgulanıyor.

Programda ayrıca karbonun tek tip olmadığına dikkat çekiliyor. “Karbon gökkuşağı” olarak adlandırılan yaklaşımda gri, siyah, yeşil, mavi gibi farklı karbon türlerinin farklı çevresel etkileri olduğu belirtiliyor. Bu ayrım, sertifikasyon ve raporlama süreçlerinde şirketlerin yol haritasını doğrudan etkiliyor.

Söyleşinin sonunda iklim krizinin yalnızca karbon salımıyla sınırlı olmadığı, özellikle Türkiye açısından su krizinin çok daha acil bir tehdit haline geldiği vurgulanıyor. Suyun korunmasının siyaset üstü bir mesele olduğu belirtilirken, hem bireysel hem kurumsal düzeyde acil önlemler alınması gerektiğinin altı çiziliyor. Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda karbon ticareti, emisyon borsası ve sürdürülebilirlik raporlaması, önümüzdeki dönemin en belirleyici başlıkları arasında yer alıyor.

KARBON TİCARETİ VE EMİSYON BORSASI TÜRKİYE’DE NASIL ŞEKİLLENECEK
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


30 Ağutos Zafer Bayramı Kutlu Olsun
30 Ağutos Zafer Bayramı Kutlu Olsun
Bizi Takip Edin