Canlı Ekonomi
Sektörel Haber Merkezi
DÜNYA

Küresel Açlık Azalıyor mu? BM'den 2025 Verileri ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

SK

Serkan Kırço

Yayınlanma: 21 Temmuz 2026

Küresel Açlık Azalıyor mu? BM'den 2025 Verileri ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri

Birleşmiş Milletler raporuna göre küresel açlık üçüncü yıldır düşüyor; ancak 2025'te hala 645 milyon kişi risk altında. 2030 hedeflerine ulaşmak için daha fazlası gerekli.

Birleşmiş Milletler tarafından yakın zamanda yayımlanan bir rapor, dünya genelindeki açlık sorununa dair hem umut veren hem de endişe uyandıran yeni veriler sundu. Rapora göre, küresel ölçekte açlıkla mücadele eden birey sayısında üst üste üçüncü yıldır bir gerileme kaydedildiği gözlemlendi. Bu pozitif seyre rağmen, 2025 yılına dair yapılan projeksiyonlar, yaklaşık 645 milyon kişinin hala açlık riskiyle karşı karşıya kalacağını ortaya koyuyor. Bu durum, kaydedilen ilerlemenin boyutuna rağmen, mevcut zorluğun ciddiyetini koruduğunu gösteriyor.

BM yetkilileri, mevcut düşüş eğilimini "umut verici" olarak nitelendirse de, bu hızın 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) kapsamında açlığı tamamen ortadan kaldırma amacına ulaşmak için yetersiz kaldığını vurguluyor. Küresel çapta gıda güvenliğini sağlamak ve açlığı sıfırlamak için belirlenen bu iddialı hedefler doğrultusunda, daha hızlı ve etkili adımlar atılması gerektiği belirtiliyor. Mevcut ilerleme hızı ile hedefler arasındaki farkın kapanması için politikaların yeniden gözden geçirilmesi ve kaynakların daha etkin kullanılması gerektiği düşünülüyor.

Bu bulgular, uluslararası kuruluşlar, hükümetler ve özel sektör aktörleri için acil eylem çağrısı niteliği taşıyor. Gıda tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, tarımsal verimliliğin artırılması, iklim değişikliğine karşı dirençli gıda sistemlerinin geliştirilmesi ve yoksullukla mücadele gibi alanlarda koordineli stratejilerin uygulanması büyük önem arz ediyor. 2030 hedeflerine ulaşmak, sadece insani bir zorunluluk değil, aynı zamanda küresel istikrar ve ekonomik kalkınma için de kritik bir öneme sahip. Bu bağlamda, paydaşların iş birliği içinde ve kararlılıkla hareket etmesi, gelecek nesiller için daha güvenli bir gıda ortamı yaratmanın anahtarı olacaktır.